BASIN

Türk Kütüphaneiler Derneği, Üniversite ve Arastırma Kütüphanecileri Dernegi (ÜNAK) ve Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu Dernegi (ANKOS), Milli Kütüphane ile ilgili basında yer alan haberler hakkında basın duyurusu hazırlamıştır. Duyurunun tam metni aşağıdadır.
Mesleki kamuoyuna duyurulur.

BASIN DUYURUSU

Milli Kütüphane ile ilgili olarak basında yer alan, ‘yıllarca kimse uğramadığı için kapıları örümcek ağı bağlayan depo’ haberleri kütüphanecileri ve kütüphane camiasını şaşkınlığa sevk etmiş ve de üzmüştür. Bu nedenle Türkiye kütüphanecilik camiası, üyesi oldukları kütüphanecilik meslek örgütlerinin konuya ilişkin kamuoyunu doğru olarak bilgilendirmelerini talep etmektedirler. Bu doğrultuda Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD), Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği (ÜNAK), Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu Derneği (ANKOS), olarak Milli Kütüphane’ deki” son gelişmeler konusunda taraflarla görüşülmüş ve bir basın duyurusu yayınlanmasına karar verilmiştir.

Milli Kütüphane yakın bir zamanda, bağlı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığının denetim birimleri tarafından denetlenmiş ve konuya ilişkin çeşitli raporlar hazırlanmıştır.  Milli Kütüphane ile ilgili olarak hazırlanan raporlar dahi incelendiğinde, söz konusu basın haberlerinin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmaktadır.

Bu raporlarda her yıl hangi depoda ne kadar işlem yapıldığı ayrıntıları ile anlatılmaktadır. 2010 yılında düzenlenen raporun ilgili bölümünde; basında çıkan haberlerde 8-10 yıldır girilmediği belirtilen Bağış deposundan (mükerrer depo, bağış fazlası depo olarak da bilinmektedir) 7.500 adet kitabın talepte bulunan kütüphanelere gönderildiğini ve 1.500 adedinin ise Milli Kütüphane koleksiyonuna eklendiği görülmektedir. 2011 yılında 2.658 kitabın koleksiyona eklendiği, 698 kitabın başka kütüphanelere gönderildiği, 2012 yılında ise 315 kitabın koleksiyona eklendiği, 2.111 kitabın ise başka kütüphanelere gönderildiği görülmektedir.

Türk Ocağı koleksiyonuna ise 12 Eylül darbesi ile birlikte el konulmuş ve koleksiyon yıllarca sahipsiz kalmıştır. Bu koleksiyon 2008 yılında bir protokolle Milli Kütüphane’ye devredilmiştir. Koleksiyon teslim alındığında genel durumun hiç de iyi olmadığı anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili olarak üç kişiden oluşan bir komisyon kurulmuş, komisyon bu koleksiyondaki kitapları dillerine göre tasnif etmiş, sayımını yapmış ve raporunu Milli Kütüphane Başkanlığı’na sunmuştur. Bu rapor Mili Kütüphane’de de mevcuttur. Söz konusu raporda özetle; bir miktar kitabın kullanılamayacak şekilde kerpiçleşmiş olduğu, bir kısmının cilt bütünlüğü olmayan sayfa yığınları şeklinde, bir kısmının ise içi boş cilt kapaklarından ibaret olduğu, ayrıca birkaç koli içerisinde atık kağıt yığınları halinde kitap sayfalarının tespit edildiği 04.10.2012 tarihinde tutanak altına alınmıştır.

Milli Kütüphane’de görevli kütüphaneci kökenli bürokratların yerine Sayın Kültür ve Turizm Bakanının tasarrufuyla maalesef meslek dışından kişilerin getirilmesinin hemen akabinde, basında bu tür yanlı haberlerin yer almış olması mesleki kamuoyunda şüpheyle karşılanmış, ayrıca gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın gerek ülkemizin gözbebeği Milli Kütüphane’nin gerekse kütüphanecilik mesleğinin imajına zarar vermiştir.  Bu nedenle kütüphanecilikle ilgili sivil toplum kuruluşları platformu olarak Sayın Kültür ve Turizm Bakanı’nın Milli Kütüphaneyi bizzat ziyaret etmesini, durumu yerinde görmesini ve kamuoyunu tarafsız ve doğru olarak bilgilendirmesini arzu ediyoruz. Çünkü Milli Kütüphaneler bir ülkede, yazılı, basılı ve elektronik olarak üretilen her türlü materyalin gelecek nesiller için toplar, saklar ve hizmete sunarlar. Bu bağlamda Milli Kütüphaneler ulusal bilim merkezi olarak, bir ülkenin en seçkin kütüphanesi olma gururunu taşırlar. Bizim ülkemizden farklı olarak dünyada birçok Milli Kütüphane özerk yapıya da sahiptirler. İhtiyaç duydukları alanlarda nitelikli personeli kendileri istihdam edebilmekte, özerk yapıları dolayısıyla ayrılan bütçe dışında gelir getirici faaliyetlerde bulunabilmekte ve elde edilen gelirleri kütüphanenin daha iyi hizmet vermesi için kullanabilmektedirler. Özellikle milli kütüphaneler için gerekli olan ve yüksek ücret gerektiren bilgi teknolojileri alanındaki personel açığını da bu yolla gidermektedirler. Hemen hemen bütün Avrupa ülkeleri; Milli Kütüphanelerinde kütüphanenin rutin faaliyetleri dışında vizonunu oluşturan ve buna yönelik kararlar alıp, uygulanması noktasında irade koyan değişik alanlardan uzmanların ve STK temsilcilerinin oluşturduğu bir yönetim kurulu bulunmaktadır. Bu yönetim kurulunda hükümet adına milletvekilleri ya da senatörler bulunmakta dolayısıyla sorunların çözümü daha hızlı olabilmektedir.

Sayın Kültür ve Turizm Bakanı Ömer ÇELİK’in ‘Milli Kütüphane milli kültürün kalesidir’ beyanatı, çok uzun zamanlardan beri süregelen Milli Kütüphane’deki temel sorunların aşılmasına Sayın Bakanın vereceği desteğin bir ifadesi olarak algılanmıştır. Dolayısıyla Sayın Bakan’ın Bilgi Toplumu aşamasında olan Türkiye’nin göz bebeği kurumlarından olan ve Avrupa Birliği’nden ödül almış Milli Kütüphane’nin en azından Avrupa Birliği standartlarında hizmet verebilmesi için başta yeterli sayıda ihtisas elemanı temini gibi yıllarca aşılamayan sorunların giderilmesine destek vereceğini umuyoruz.

Sonuç olarak bilgi özgürlüğünü garanti altına alan kütüphaneler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de belli siyasal görüş ya da düşünce doğrultusunda değil sürekliliği olan devlet politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.   

Türk Kütüphaneciler Derneği (TKD),
Üniversite ve Araştırma Kütüphanecileri Derneği (ÜNAK),

 Anadolu Üniversite Kütüphaneleri Konsorsiyumu Derneği (ANKOS)